Doktor degil, Adam ol!
Sali günü bir kulak agrisi tuttu sormayin. Kivrandiriyo serefsiz. Bide
kulak agrisi gibi yok, ceken bilir. Böyle adamin parametresini bozuyo.
Kulaklarin denge saglayan organlar olmasindan dolayi, dengen bozuluyor.
Yemin ediyorum önümü göremez hale geldim. Cocuklugumdan beri ara sira
yokladigindan yine az cok idare edebiliyorum sancidigi zaman.
Neyse sali günü is yerinde aniden basladi. Dedim olmayacak, ciktim
doktora gittim. Genelde hersey icin ilk önce kendi ev doktoruma
giderim, gerekiyorsa uzmana o yollar. Ev doktoru kapiya kagit asmis, 1
hafta izindeymis. Altinada bu süre icerisinde suraya gidin diye bir
adres vermis. Iran asilli bir doktor. Ömrümde bi defa gittim, bi daha
gitmem. Adam Fenerbahce stadi cevresindeki kokoreccilere benziyo. 1,70
boyunda, tahminen 160 kilo. Kendine 3 beden ufak naylon önlükle
geziyor muhaynehanede. Tam bir mahalle kasabi. Kullandigi arac
gerecleri saniyorum iflas eden bir otopsiciden filan almis. Cünki
elindeki malzeme ile yasayan bir canli üzerinde calisma yapmasi
olanaksiz. Son gittigimde gripdim ve kendi ev doktorum yine izindeydi.
Adam neyin var dedi, dedim üsüttüm galiba. Dedi evet üsütmüssün. O an
hamileyim desem herhalde, evet son derece hamilesin diyecek. Grip ile
ilgili tanidigim veya tanimadigim hicbir tedaviye basvurmadi. Ama
"sende cok kilo var, vermen lazim" dedi. Okumus adama karsi saygi duyma
prensibim olmasa "kiloyu sanami veriyoruz?" diye soracaktim. Allahin
obezi tutmus bana kilo ver diyor ve benim ona basvurma sebebimin ne
kilo ile nede gram ile alakasi var.
Neyse abicim, kulagim agriyor, ev doktorum yok ve salak oldugu kadar sismanda olan Iran´li küreye hic gidesim yok.
Ne yapmali diye düsünürken baktim yillar evel gittigim kulak burun
bogazci ev doktorumun oldugu binaya tasinmis. S.Küpeli - 4.Kat
yazinca dedim "Lan körün istedigi tek göz, allah verdi cift".. bu
atasözünü o an kulaga uyarlayip "sagirin istedigi" seklinde yaptim.
Muhaynehaneye girdim. Tezgahin arkasindaki kizlara killigim her zaman
olmustur, ama o agri ve kizin tuhafligi ile o gün bu killigim 100´e
katlandi. Ya senin vazifen benim kartimi alip kaydi kuydu yapip bekleme
odasina buyur etmek degilmi? Yok abicim, onca yil orda otura otura
onunda icine doktor kacmis olacak, ilk tedaviye o basladi.
"Neyiniz var?"
"Kulagim agriyor."
Bu kadarina anlayis göstersemde, "hangi kulaginiz" sorusu epeyce gereksiz geldi o an bana.
Hangi kulaginiz derken kafamdaki kulaklarada söyle bakinca kiz, dedim "yok onlar degil, baska kulagim agriyo".....
"Sagmi solmu..?"
Herhalde sag kulak ile sol kulak arasinda bir fark olacakki soruyor
diye düsündüm daha sonra. Belkide sag ile sol kulaklara farkli
doktorlar bakiyordur, öyle degilmi? Ne geregi vardida soguk bir saka
ile ortami gerdim?
"Dedim sol kulagim."
"Ne zamandan beri agriyor?"
E hadi sag sol farkli, peki ne kadar zamandir agirmasinin ne önemi var?
Sayki 28 yildir agriyor ve benim simdi aklima geldi doktora gitmek. Ilk
soruda ayip etme hakkimi kullandigimdan bu soruya normal bir cevap verme
karari aldim.
Ama tezgah arkasindaki cadi tatmin olmuyor.
"Nasil bir agri."
Simdi bu soruya "aha böyle bir agri" diyerek, el kol ile destekleyici
isaretler yapmak var diye düsünürken, agizimdan "dogum sancisi gibi" bir
cümle cikti.
Kiz kikirdiyerek "siz onun nasil bir sanci oldugunu nerden biliyorsunuz kikikiki" dedi.
Dedim "isterseniz ben bekleme salonuna gidiim, gerisinede doktor baksin."
Ben kurtulma cabasina girdikce, kiz muhabbetin tadina doymamakda israr ediyor.
"Daha evel hic agirdimi kulaginiz?"
"Evet agirdi."
"Hangisi?"
"Hepsi..."
"Yani hem sag hem sol."
"Evet hepsi, hem sag, hem sol, hemde digerleri."
Kiz yine salak bi kikiri kukuru oldu.
Sonunda dayanamadim, "lütfen"dedim, "doktor siz degilseniz beni doktora havale edin."
Beyler, doktorun nasil bir essssooooluessek oldugunu bilseydim, tedaviyi bu kizcagiza yaptirirdim.
Doktor tam hem türküm hem doktorum modunda, 38-40 yaslarinda bi adam.
Adamda öyle bir tavir ve hal varki, sanarsin galaksinin tek kulakdan
anlayan canlisi o.
Ben kulak agrimdan kivranirken adamin konustugu ilk cümle su: "Terminsiz gelmissiniz...."
"E kulak agrisi ansizin gelince, dünden haber veremedik."
"Doktorla konusuyorsunuz, biliyorsunuz dimi" demezmi.
Lan günün menüsünde sende varmissin, ama yiyecek gücüm mecalim yok.
"Valla tartisma arar gördüm sizi, ama kulagim cok fena. Isterseniz
bugünlük özür diliim, sizde beni tedavi edin" diyince, adam benimle
konusma yolu ile komunikasyonu kesti.
Eliyle suraya otur gibi bir isaret yapti, bende cöktüm oturdum. Bi
yandanda allahim böyle angutlara muhtac ettin biiiiir, bu zibidiye diploma
nasip ettin ikiiiiiiii, yetmedi kapidaki kizida ekstradan dizayn ettin
üüüüüc..........ben sana naaaaptim yarabbim gibi arabesk beddualara
basladim.
Doktor kulaklara bakti, söyle suratini biraz eksitip "e bu kulak cok
kötü" dedi. Der tabii, acayip bir cisimle dibine kadar inip bakti. Zaten benim hissettigimde bu yönde:
Bu kulak kötü.
Ama öyle bir tonlamayla söylediki, sanki onu sinir etmek icin kulagi
bilerek bu hale bizzat ben getirmisim gibi oldu. Adamin eline düsmenin mahkumiyeti
ile "sormayin valla" gibi bisey söyledim.
O anda adamin icindeki "Kim 500 milyar ister Kenan Isik" hortladi.
"Arabaya bakim yapmazsaniz nolur?"
Yanlis cevabi vermemek icin söyle suclu veletler gibi kafayi egip, bilmemki vaziyeti yaptim.
"Cürür dimi?"
"E cürür."
"Arabaniza bakiyorsunuzda, kulaginiza neden bakmiyorsunuz?"
Alla alla ya, kulaga nasil bakacaz? Yagi, suyu tamammi, havasi iyimi, bujiler saglammi diye biseymi var kulakda?
Bu soruyada cevap vermeme karari alsamda, adamin sinirli ve israrli bekleyisine biseyler demek zorunda kaldim.
"Ya aslinda bakiyoruz. Hatta gecen gün hanima bi bak bakiim kulagima dedim, oda bisey yok dedi."
"Doktormu esiniz?"
"E degil tabii ama tedavi olayi hic olmadi zaten, ne haddimize. Hani bakim icin arabayida cirt pirt tamirhaneye götürmüyoruzki."
"Ya kulak arabami kardesim."
Simdi sigortanin attigi ana geldin Ersin diyerek agiz acma, göz yumma durumuna gectim.
"Dedim hoca noluyo ya, sen nesin? Hani doktor birazdan gelecek, sende
hasta sIkIlmasin diye animasyon yapiyorsan, birak bu isleri, hastayim
espiri cekemem. Ama yok, doktor benim diyosan isini yap."
Adam onurunla oynandigini filan sandi "ben doktorum, bunca yil okudum,
sizin gibi sorumsuz insanlari iyilestirmek icin. Bakin, orta kulak
iltahaplanmasi olmus" gibi zirvalara basladi.
E olur kulak bu. Kulak hastalanmazsa sen neden yiyecen ekmegini? Haaa
kulak olmazsa bogaz burun var diyorsan, cok beklersin. Iki delik
burundan ne kazanacan? Para kulakda....
Neyse cok bagirmamak sartiyla zit olan karakterlerimizi ortaya
döktüktükden sonra, "Size antibiyotik yazacam, bide burun sprayi,
kullanin bunlari. Eger persembeye kadar düzelme olmazsa yine gelin."
Valla dedim "düzelme olur olmaz bilemem, ama sana gelecegime 40 yil sagir gezerim daha iyi."
Tabii bu yazdiklarim bu kadar abartilmis vaziyetde olmadi. Yaklasik %82´si dogru
Ama adamla beraber oldugumuz 8-10 dakika icerisinde zitlasip durduk.
Örnegin ise gidecek mecalim olmadigi halde sirf herif "simdi siz istirahatde istersiniz" dedi diye "yok ise gidecem ben, bu kadar kulak
agrisi ile evde yatana adam demem " diye artislikler filan oldu
aramizda.
En sonunda "kulaga cöp sokmayin" diye bisey söyledi.
Tam ne demek istedigini anlamasamda, duyabilecegi sekilde "sokana
sokiiim" dedim. Saniyorum pamuklu cubuklarla temizleme kulaklari demek
istedi.
Diyecegim, buna cok defa denk geldim: Doktorlar iyi insanlar, Türklerde
iyi. Ama bir insan hem türk hemde doktor olunca mutasyon gerceklesiyor.
Herkesinde kutsal meslek, kutsal meslek diye pohpohlamasi sonucu,
bunlar kendilerine tapinak gözüyle bakiyorlar.


